Müzik Video PİYANO Piyanist Musiki Music
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Piyano Tambur DİNLE SÖZÜMÜ SANA DİREM Mevlevi Ayinleri Mevlevihane Hane Mevlana Sufi Özge Eda Can

Özel Video

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

URL

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Sorry, only registred users can create playlists.
URL



Açıklama

Tasavvuf Müziklerini Piyano Tuş Sesleri ve Yaylı Tambur ile Hiç Dinlediniz mi?. İlahilerimiz Çok Sesli (Polifoni) Form ile Acaba Sevecek misiniz?
Piyanist Güneş Yakartepe, " Dinle Sözümü Sana Direm Özge Edadır Sema Safa Cana Şifa Ruha Gıdadır " ilahisini Piyano Notalarını yazdı, Polifonik Şekil ile Piyano çaldı ve Söyledi. Solist; ECE YILDIRIM Sesi İle Ona Vokal yaptı.
Yaylı Tanburun büyülü ezgisi ile ona eşlik etti. Türk Tasavvuf Müsikileri Solo Piyano ve Yaylı Tambur Serisi: 1
Çok sevilen Tasavuf Musikilerimizi Piyano ve Tambur ile Dinleyince Umarım Güzel Bulursunuz, Umarım Hoşunuza Gider.
Yorumlarınızı ve Eleştirilerinizi bekliyorum. Sevgi ve Saygılar.
Dinle sözümü sana direm özge edadır
Repertuar No: Eserin İlk Dizesi: Dinle sözümü sana direm özge edadır
Söz Yazarı: Makam: Segâh Form: İlâhi Usul: Yürük Semâî Bestekar:
Dinle Sözümü Sana Direm Özge Edadır

dinle sözümü sana direm özge edadır
derviş olana lazım olan aşk-ı hüdadır
aşıkın nesi var ise maşuka fedadır

ey sofu bizim sohbetimiz cana şifadır
bir curamızı nuşedegör derde devadır
hak ile ezel ettiğimiz ahde vefadır
sema safa cana şifa ruha gıdadır

gelin aşk ile talib-i cuyande olalım
zevk ile safalar sürelim zinde olalım
hazreti mevlanaya gelin bende olalım
sema safa cana şifa ruha gıdadır

Şem-i ruhuna cismimi pervane düşürdüm
Evrak-ı dili ateş-i suzana düşürdüm
bir katre iken kendimi ummane düşürdüm
takrir eylemem derdü derunum elemim var
Mevlayı seversen söyletme beni gamım var

0 0 13 Son Ses Yaylı Tanbur Dinle Sözümü Sana Direm Özge Edadır Sema Safa Cana Şifa Ruha Gıdadır HD Piyanosu IlahiYay Tambur Mızraplı Mızrap İlahiler İlahisi Piyano Piyanist Yaylı Türk Musikisi sazları
Son teveccühümde, kulağında küpe gördüm ki, ay ve güneş gibi etrâfa ziyâ veriyordu." buyurdu. Birinci nazarlarının îzâhı; bana ihsân ettiği, tasavvuf yolunda kavuşturduğu yüce mertebelerdir. İkinci nazarlarının îzâhı; kendilerinin, bizim ve bütün talebe arkadaşlarımızın başında bulunmasıdır. Üçüncü nazarlarında gördükleri kulağımızdaki küpe ise; oğlumuz Ârif Çelebi'nin büyük bir âlim ve velî olacağına işâretti."
Sultan Veled anlatır: "Daha beş yaşında idim. Bir gün babamın, talebelerine şöyle dediğini duydum: "Ben yedi yaşında iken, nefsim tamâmiyle rûhuma tâbi oldu. Nefsî isteklerimden kurtuldum." Bunu dinleyen talebelerden biri; "Efendim! Biz, sizi devamlı nefsinizle mücâhede eder hâlde görüyoruz. Bu sözünüzü nasıl anlamak îcâbeder?" dedi. Bu suâle; "Nefs, yaratıkların içinde en ahmak olanıdır. Hep kendi zararını ister. Onun yakasını bırakmağa gelmez. Çünkü, en büyük düşman nefstir. Büyüklerimiz, ölünceye kadar nefsle mücâdele etmiştir. Biz de onlara ittibâ edip uyarak, son nefesimize kadar riyâzet ve mücâhedeye devâm ederiz." diye cevap verdi.
Sultan Veled, evlenme çağına geldiğinde, babası ona, en çok sevdiği talebelerinden Selâhaddîn-i Zerkûb'un kerîmesi, Fâtıma Hâtunu nikâh etti. Fâtıma Hâtun dahî, Mevlânâ hazretlerine çok hürmeti olan, çok sâliha, keşf ve kerâmet sâhibi bir hanım idi. Onlardan, evliyânın büyüklerinden Ulu Ârif Çelebi gibi bir muhterem zât dünyâya geldi.

Sultan Veled'in gençliğinde, Konya'ya Şems-i Tebrîzî hazretleri gelerek, Mevlânâ ile tanıştılar. Tasavvufla ilgili ilimlerde Mevlânâ ile pekçok sohbet ettiler. Öyle ki, bâzan sabahlara kadar sohbetin devâm ettiği günler olurdu. Başbaşa yaptıkları bu sohbetlerde, SultanVeled de bulunur, onlara hizmet ederdi. Berâber oldukları zaman, onların odasına Sultan Veled'den başka hiç kimse giremezdi. Bu hâl, günlerce devâm etti. Bâzı hasedcilerin sözlerinden dolayı, Şems-i Tebrîzî Konya'yı terkedip Şam'a gitti. Onun ayrılığına dayanamayan Mevlânâ, oğlu Sultan Veled'i Şam'a göndermeye karar verdi. Oğlunu çağırıp; "Süratle Şam'a varıp, filanca hana gidersin. Şems-i Tebrîzî hazretlerinin o handa bir genç ile sohbet ettiğini görürsün. O genci küçümseme sakın! O, Allahü teâlânın sevdiği evliyânın kutublarından biridir. Selâmımı ve duâ isteğimi kendilerine bildir. İçinde bulunduğum şu vaziyetimi, hasretimi dile getir. Buraya acele teşriflerini tarafımdan istirhâm et!" dedi. Sultan Veled, hemen hazırlıklarını tamamlayıp yola çıktı. Şam'da babasının târif ettiği handa, Şems-i Tebrîzî'yi bir gençle konuşuyor buldu. Durumu, dilinin döndüğü kadar anlattı. Konya'da bu hâdiseye sebeb olanların tövbe ettiğini ve Mevlânâ'dan özürler dilediklerini de sözlerine ekledi.Bunun üzerine Şems-i Tebrîzî, tekrar Konya'ya gitmeye karar verdi.Hemen yola çıktılar. SultanVelet, Şems hazretlerini ata bindirdi, kedisi de arkasından yaya olarak yürüyordu. Şems-i Tebrîzî,

Fazlasını Göster

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
RSS