Müzik Video PİYANO Piyanist Musiki Music
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Olmaz İlaç Sine-i Sad Pareme Hacı Arif Bey YouTube Piyano KTM Klasik Türk Müziği Piyano Vokal Solo ş

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

URL

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Sorry, only registred users can create playlists.
URL



Açıklama

Piyanist Güneş Yakartepe " Olmaz İlaç Sineyi Sad Pareme Şarkısı" Eserini Senfoni Çok Ses Piyano Eşlik Notasını yazarak Senfoni formunda Dijital Stand-Duvar Piyano ile icra etti ve şarkıya vokal yaptı.
Olmaz ilaç sine-i sad pareme isimli Türk sanat müziği şarkısının; ayrıntılı bilgileri, videosu, sözleri ve notası.
Ayrıntılı bilgileri:
Beste : Hacı Arif Bey Güfte : Namık Kemal Makamı : Segah makamı Usûlü : Curcuna usûlü Sözleri:Olmaz ilaç sine-i sad-pareme
Çare bulunmaz bilirim yareme
Baksa tabiban-ı cihan çareme
Çare bulunmaz bilirim yareme
Kastediyor tir-i müjen canıma
Gözleri en son girecek kanıma
Şerhedemem halimi cananıma
Çare bulunmaz bilirim yareme
Kani Karaca yorumu:
Modern Turkish- Türkçe anlam tercümesi çevri

Yüz parça olmuş olan sineme ilaç bulmak mümkün değil.
Biliyorum, derdime çare bulmak mümkün değil.
Dünyadaki bütün doktorlar çare/tedavi bulmaya calışsalar bile,
Biliyorum, derdime çare/tedavi bulmak mümkün değil.İlahi Türkü

Ok [gibi uzun ve delici] kirpiklerin canıma kastediyor.
Gözlerin en son girecek kanıma.
Halimi sevgilime açıklayamam.
Biliyorum, yarama çare/tedavi bulmak mümkün değil.

Çok geçmeden sesinin güzelliğini haber alan Sultan Abdülmecîd, onu huzûra dâvet etti. Olağanüstü güzel sesi, güzel yüzü, kıvrak zekâsı, terbiye ve nezâketi ile pâdişahı etkilemişti. Sultan, onun hemen ‘’ mâbeynci ‘’ olarak saraya alınmasını emretti. Mâbeyncilik, pâdişah ile hükûmet arasındaki ilişkileri düzenleyen yüksek îtibârlı ve dolgun maaşlı bir görevdi. Hacı Ârif Bey bu göreve getirildiği zaman 19 yaşındaydı.
Kısa bir süre sonra besteleriyle de adından söz ettirmeye başladı. Eserlerinde duygulu, ince ve asîl üslûbunun yanı sıra, makam ve geçkilere hâkimiyeti ile melodinin sözlere olağanüstü uygunluğu hemen göze çarpıyordu.
Hacı Ârif Bey, saraya girdikten kısa bir süre sonra Pâdişah’ ın emriyle Harem-i Hümâyûn’ daki câriyelere mûsikî dersi vermeye başladı. Böylece hayâtının hiç dinmeyecek fırtınalı günleri de başlamış oldu.
Sarayda hemen herkesin gözdesi olan bu yakışıklı genç, sesten dantelalarla örülü gönlünü bir câriyeye kaptırmıştı. Olağanüstü güzel gözlerinden dolayı Pâdişah tarafından Çeşm-i Dilber adı verilen bu Çerkes güzelinin aşkıyla Ârif Bey, gün be gün bir meş’ale gibi yanıyor, alevler seslere dönüşüp, dudaklarından dökülüyordu...
Hacı Ârif Bey, Çeşm-i Dilber’ in aşkıyla tutuştuğu günlerde Kürdîlihicazkâr adında yeni bir makam terkîb etmişti. Bugün dahî en çok sevilen ve kullanılan makamlarımızdan olan Kürdîlihicazkâr’ ın ilk eserinin sözleri Es’ad Efendi’ ye aittir:
Geçti zahm-ı tîr-i hicrin, tâ dil-i nâşâdıma,
Merhamet ey gamze-i câdû, yetiş imdâdıma,
Öyle bî-hûş eyledin âzâr ile kim tâbımı,
Gelmez oldu bir dahî lûtf-u kelâmın yâdıma,
Meclis-i ehl-i sühande yek kalemdir bu gazel,
Es’ad’ a söz var mı hüsn ü tâb-ı istidâdıma.

Hacı Ârif Bey’ in Çeşm-i Dilber’ e olan ilgisi Sultan Abdülmecîd’ in kulağına kadar gitmişti. Sultan, kendi hanımı olmaya hazırlanan bu kızın Ârif Bey’ le hemen evlendirilmesini istedi. Zengin bir çeyizle onu gelin ederken, Hacı Ârif Bey’ e bir konak ve 60 altın gibi yüksek bir maaş ihsan edip, saraydan çıkarttı.
Hacı Ârif Bey murâdına ermişti ama maalesef Çeşm-i Dilber onu sevmiyordu.
Henüz iki yıl dolmamışken iki de çocuk dünyâya getiren Çeşm-i Dilber, onu terk ederek başka biriyle kaçtı. Hacı Ârif Bey, Çeşm-i Dilber’ i hâlâ çok seviyor, terk edilişi bir türlü kabûllenemiyordu.
Hacı Ârif Bey’ in düştüğü duruma çok üzülen Sultan Abdülmecîd, onu affederek yeniden saraydaki görevine getirdi. Herkes onun saraya dönüşüne çok sevinmişti ki Ârif Bey’ in hassas gönlü yine câriyelerden birine, Zülf-i Nigâr’ e düştü. Zülf-i Nigâr da Hacı Ârif Bey’ i çok seviyordu. Pâdişah bir kez daha, skandal çıkmasına izin vermeden Ârif Bey’ i saraydan uzaklaştırarak Zülf-i Nigâr evlendirdi.
Bu evlilik her ikisi için de çok mutlu başlamıştı. Fakat mutluluk uzun sürmedi. bu acıyı ifâde etmektedir...
Uyanmaz uykudan cânân, uyanmaz.
Hacı Ârif Bey, Zülf-i Nigâr Hanım’ ın ölümü ile bir kez daha acılara boğuldu. Bu olaydan kısa bir süre sonra Sultan Abdülmecîd de öldü. Yerine tahta geçen Sultan Abdülazîz, Ârif Bey’ i şehzâdeliğinden beri tanıyor, çok seviyor ve durumuna üzülüyordu. Onu bir kez daha saraydaki eski görevine iade etti. Ancak çok uzun bir süre geçmeden Ârif Bey’ in söz dinlemez gönlü, bu kez de Pertevniyâl Vâlide Sultan’ ın nedîmelerinden Nigârnik Kalfa’ ya düştü. Vâlide Sultan, Hacı Ârif Bey’ i çok sevdiği için bu evliliğe yardım etti, evlendiler. Ârif Bey, kötü anılarla dolu konağını satıp, bir çiftlik alarak yerleşti.
Ancak geçirdiği kötü günler onu ziyâdesiyle üzmüş, sinirli ve kaprisli bir insan hâline getirmişti. Çevresindeki herkesi kırıyordu. Bu sebepten saraydan bir kez daha uzaklaştırılınca iyice hırçınlaştı. Artık sağlığı da bozulmuştu. Tesellîyi evinde üçüncü eşi Nigârnik Hanım’ da buluyordu.
Bu dönemde bestelediği Kürdîlihicazkâr Şarkı’ nın kendisine ait olan sözleri onun acılarla, hüzünlerle ama sevdâlarla dolu hayâtını ve Nigârnik Hanım’ a

Fazlasını Göster

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
RSS