Müzik Video PİYANO Piyanist Musiki Music
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Dağlar Ile Taşlar Ile Çağırayım Mevlam Seni İlahi Vokal:Oya Yıldız En Güzel Ilahiler Yunus Emre Nota

Özel Video

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

URL

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Sorry, only registred users can create playlists.
URL


Ekleme Tarihi by Piyanist Güneş Yakartepe - Kategori: En Güzel İlahiler Piyano
334 İzlenme

Açıklama

Güneş Yakartepe "Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlâm seni" Eserinin Piano Senfonik - Çok sesli Armoni Eşlik Notalarını yazdı ve Dijital stand Piyano Enstrümantal olarak icra etti. ve Söyledi. Vokalist Oya Yıldız Ona Vokal yaptı.
Söz Yazarı: Yûnûs Emre
Makam: Hicaz
Form: İlâhi
Usul: Sofyan Repertuar No
Bestekar: Kutbî Dede
Notayı Gönderen: EKREM ZAMAN
Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlâm seni
Eserin İlk Dizesi: Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlâm seni
Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlâm seni. Repertuar No 1 Eserin İlk Dizesi
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni

Sular dibinde mâhiyle
Sahralarda âhû ile
Abdal olup yâhû ile
Çağırayım Mevlâm seni

Gök yüzünde İsâ ile
Tûr dağında Mûsâ ile
Elimdeki asâ ile
Çağırayım Mevlâm seni

Derdi öküş Eyyûb ile
Gözü yaşlı Ya'kûb ile
Ol Muhammed mahbûb ile
Çağırayım Mevlâm seni

Bilmişim dünya halini
Terk ettim kıyl ü kâlini
Baş açık ayak yalını
Çağırayım Mevlâm seni

Yûnus okur diller ile
Ol kumru bülbüller ile
Hakkı seven kullar ile
Çağırayım Mevlâm seni
Yunus Emre
İnsanoğlu, ya bela ya da afiyet halinde bulunur. Belaya düştüğü zaman nefsin takınacağı tavır, feryat ve şikayettir. Belaya uğrayanın, bir kul olarak Allah'ın bağışlamasına sığınması gerekirken, -haşa- Allah ile hesaplaşırcasına kaza ve kadere razı olmadığı görülür. Böyle bir kimse, sebepleri hep maddi olarak bilir. O bela sebebiyle Allah'ın onu gafletten uyarmak istediğini düşünmez.
Afiyet ve nimet zamanında ise, şükretmek yerine oburluk ve kibirlilik taslar. Her ulaştığı isteğin sonunda bir yenisine yönelir, daha alâsını ister. Elde edemezse derhal isyan bayrağını çeker. Bilmez ki, Allah bir kulu sevmezse, dünya malını başına doldurur da hesabın altından kalkamaz.
Allahu Tealâ, gerçekte mümin kulunu dünyanın fani lezzetlerinden korur. Verdiği bir musibet ile kul uyanır, tevbe eder ve tevbesini bozmazsa o musibet bir lutfa dönüşür. Yüzünü Hak Tealâ'ya çevirirse ruhu ve kalbi ile insan olur.
Mübarek günler, geceler ve kandiller tevbe için büyük birer fırsattır. Karanlık ömrü kandil gibi aydınlatmaya vesiledir. Allahu Tealâ kullarına zulmetmez. Her zaman kullarının kurtuluşunu ister.
Müminin çeşitli vazifeleri vardır: Ailesine, komşusuna, bedenine, nefsine karşı vazifeler. Bedenimiz yani cesedimiz bizim bineğimizdir. Cesedin üzerine sultan olarak ruhumuz konulmuştur. Sultanın veziri olarak aklımız, vezirin askerleri olarak uzuvlarımız konulmuştur. O uzuvlara Allah'ın hükümlerini yaptırmak, bedenin bizim üzerimizdeki hakkıdır. Onun için Allah'ın Habibi, "Nefsiniz bineğinizdir. yumuşaklık ve şefkat ile muamele edin." büyümüştür.
Birisi dedi: "Ben herşeyden sıyrılarak tecrid üzere haccetmek istiyorum." Bir mübarek ona şu karşılığı verdi: "Evvela kalbini hatadan, günahtan; lisanını boş sözlerden sıyır, tecrid et. Sonra git haccını yap." Arifler hacı olmadan önce kendilerini hac yapacak kemalata getirdiler. Bunun gibi, oruç gelmeden dillerine, namaz vakti gelmeden kılık kıyafetlerine hakim oldular.
Her ibadet müminin ıslahı, nefsin terbiyesi içindir. O halde günde beş defa kılınan namaz da bizi terbiye etmeli. Allah'ın Habibi, sahabilere şöyle buyurdu:
Evinizin önünden bir nehir aksa ve günde beş defa bu nehirden yıkamanız ne olur?"
"Tertemiz oluruz ya Rasulallah." Allah Rasulü buyurdu:
"İnsan günde beş defa Hakkın huzuruna çıkar da nasıl kirli kalır?"
Bir namaz var, görüntüsü namaz. Bir namaz var, sîreti namaz. Sîretinin namaz olması için suretine de dikkat etmeliyiz.
Her bir ibadetin nefsin terbiyesi ve tezkiyesi için olduğunu ifade ettik. Ariflerin hayatı bu terbiyeye giden yolun misalleriyle doludur.
mezheb imamımız Ebu Hanife'nin her gece bir virdi vardı. Bu vird Kur'an-ı Kerim'i hatmetmekti. Kur'an-ı Kerim'i hatmi bazan iki rekat namazda olur, yarısını bir rekatta, yarısını ikinci rekatta okurdu. Şayet gece tamamlanmadan önce hatmederse fecir vaktine kadar dua eder, münacatta bulunur, ağlar; gündüzlerini de oruçlu olarak fetva ve talebelerine ders vermekle geçirirdi.
anlatıldığına göre de, İmam-ı Azam hazretleri her ramazan ayında altmış bir tane hatim yapardı. Otuzunu gündüz, otuzunu geceleri ve bir tanesini de teravihte okurdu.
Yahya bin Naim'in bildirdiğine göre, kendisi Ebu Hanife hazretlerinin mescidine gece her gittiğinde hasırının üzerine İmam-ı Azam'ın gözyaşlarının düştüğünü işitir, çatıdan yağmur damlıyor zannederdi. Yine bildirildi ki, Ebu Hanife hazretleri, kırk sene sabah namazını yatsının abdesti ile kıldı. Gecenin tamamını namaz ve Kur'an-ı Kerim kıraatıyle geçirir, ağlamasını duyan komşuları ona acırlardı.

Fazlasını Göster

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
RSS