Müzik Video PİYANO Piyanist Musiki Music
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Cana Rakibi Handan Edersin VokalİST:OYA Sevgili CAN ET YouTube Piyano KTM Klasik Türk Müziği Emel Sa

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

URL

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Sorry, only registred users can create playlists.
URL



Açıklama

GÜNEŞ YAKARTEPE "Cana Rakibi Handan Edersin " Eserinin Senfonik (Çok sesli) Eşlik Notalarını ve armonilerini yazdı, Piyano ile çaldı ve Söyledi, Vokalist Oya Yıldız Ona Sesiyle eşlik etti.
gündelik türkçeye uyarlamak yerine, ne anlatılmak istendiğini açıklamayı tercih edeceğim eserdir.

"câna râkîbi hândan edersin". câna, sevgili anlamında. "hândan etmek" ise güldürmek anlamında. fakat, rakîb konusu enteresan. bildiğimiz "rakip", veya "düşman" demek asla değil. çok daha ince bir anlam saklı. eskiden evlerin küçük hanımları, yani hasta olunup yazılabilinecek güzel kızları, yolda sokakta, çarşıda pazarda yalnız dolanmazlarmış. yanlarında bir arkadaşları olurmuş. o arkadaş ki, yaşı küçük hanımdan biraz büyükçe bir nevî arkadaş-dadı rolünde olurmuş. kendisi ile gezer, tozar, eğlendirir bir yandan da yanlış yapmaması gereken konularda kendisine akıl-fikir kaynağı olurmuş. etraftaki tehlikelere ve yazılmaya çalışan delikanlılara karşı da dikkat etmesi de misyonlarından biriymiş. işte bu arkadaş-dadıya eskiden "rakîp" denirmiş efendim. bilmem anlatabildim mi? şarkımızın ilk mısrasında diyor ki : "câna rakibi hândan edersin". yani; sevgilim, canım ben senin yüzünden öyle bir durumdayım ki, şu rakîp olacak cadoloz karı halime gülüyor, "handan oluyor", iş mi şimdi bu, tadında bir serzeniş.

"ben bî nevâyı, giryan edersin". nevâ, ses seda demek. bî neva ise, sessiz, sedasız, sakin, falan anlamına gelmekte. giryan etmek ise ağlamak oluyor. yani diyor ki delikanlı, benim gibi sessiz birini ağlatırsın, inletirsin...

bîgâneler, yabancılar; ünisiyyet etmek ise, arkadaşlık, dostluk kurmak demek oluyor. yabancılarla dostluk etme be güzelim diyor 3. mısrada delikanlı kardeşimiz.

ve ekliyor, bana diyor, cihanı zından edersin. eh bunu da açıklamayalım.
atatürk ün sevdiği şarkılar olması maksadıyla seneler önce dinlediğim ve bir daha kopamadığım parçadır
erkan oğur'u keşfetme sebebim olduğundanda pek severim.
'ben feleğe neylemişim beni her bahar ağlatır'...
ata'nın en sevdiği türkülerden biri.. gerçekten de çok hoştur...
Beste: Giriftzen Asım Bey
Güfte: ? Makam: Uşşak
Usûl: Curcuna
Seslendiren: Zeki Müren

Cânâ rakîbi handân edersin
Ben bî nevâyı giryân edersin
Bîgânelerle unsiyyet etme
Bana cihanı zindân edersin
Ataürk'ün Sevdiği Şarkılar

Alişimin Kaşları Kare
Bâde-i Vuslat İçilsin
Ben Havada Uçar İdim
Cânâ Rakîbi Handân Edersin
Çanakkale İçinde
Dağlar Dağlar Viran Dağlar
Estergon Kal'ası
Gelmiş Değil Böyle Peri
Gemi Kalkar Suları Akar
Hâb-gâh-ı Yâre Girdim
Havada Bulut Yok
Kimseye Etmem Şikâyet
Kirpiğine Sürme Çek
Köşküm Var Deryaya Karşı
Manî Oluyor Halimi Takrîre Hicabım
Mayadağ´dan Kalkan Kazlar
Mendilimin Yeşili
Nigâh-ı Mestine
Nikrîz Sazsemâîsi
Öyle Bir Âfet-i Yektâ-yı Emelsin
Pencere Açıldı Bilal Oğlan
Sarı Zeybek
Sevda Yaratan Gözlerini
Şâhâne Gözler Şahane
Yanık Ömer
Giriftzen Asım Bey (d.1851 Teselya – ö. 26 Şubat 1929, İstanbul ) Türk neyzen, grifitzen, besteci.
Klasik Türk müziği çalgılarından ney’in günümüzde unutulmuş bir cinsi olan girift adlı çalgının son icracısı kabul edilir. Girift üflemekte devrinin en başarılı icracısı idi
Müzisyenliğinin yanı sıra itfaiye teşkilatında görev yapan bir askerdi. İstanbul İtfaiye Teşkilatı Kumandanı iken Amasya’ya sürülmüş ve bu şehirde pek çok sanatçı yetiştirmiştir. Beste de yapan sanatçının en çok bilinen yapıtları arasında “Cana rakibi handan edersin” adlı şarkı başta yer alır. Müzisyen ve eğitimci Musa Süreyya Bey, müzisyen Cevat Asım Bey, radyo sanatçısı Asım Yücesoy, piyanist ve besteci Nihal Erkutun, tiyatro sanatçısı Muazzez Lutas’ın babasıdır
Yaşamı
1851 yılında Tesalya’da doğdu. Babası, Muhzirbaşızade Ali Efendi’dir.
Müzik eğitimine 14 yaşında Yenişehir Mevlevihanesi’nde başladı. Neyzen Yusuf Paşa’nın talebelerinden Neyzen Hasan ve Salim beylerden dersler aldı.
Askerlik çağı geldiğinde İzmir’e gitti, bu şehirde Askeri Hesap Memuru olarak çalışırken Mülazım rütbesiyle subay oldu. 1872’de İstanbul’a döndü ve Sultan Abdülaziz tarafından kurulan İstanbul İtfaiye Teşkilatına yüzbaşı rütbesi ile girdi. Bir yandan da ney ve girift dersleri aldı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na Bölük Kumandanı görevi ile katıldı. Savaştan sonra İstanbul’daki görevinin başına döndü; Binbaşı rütbesi ile İstanbul İtfaiye Kumandanı oldu.
Girift ustası olarak ünü gittikçe artan ve devrin ünlü kişileriyle tanışıp dostluklar kuran sanatçı, Ayân Azası Mûşir Fuat Paşa ile de dost olmuştu. II. Abdülhamid devrinde padişaha Ayân azası Mûşir Fuat Paşa hakkında bazı ihbar ve şikayetler gönderilmesi Mûşir Fuat Paşa’nın ve yakınlarının sürgüne edilmesine yol açtı. Giriftzen Asım Bey de sürgün edilenlerin arasında yer aldı ve 1883 yılında Amasya’ya sürgün edildi; sürgün hayatı 1908’e kadar sürdü.
İlk eşinin ölümü üzerine ikinci evliliğini Amasya’da Lütfiye Hanım ile yaptı. Her iki evliliğinden 24 çocuğu oldu. Çocukları arasında Musa Süreyya Bey, Cevat Asım Bey, Asım Yücesoy, Nihal Erkutun, Muazzez Lutas müzik ve sahne sanatları ile uğraşmış kimselerdir.

Fazlasını Göster

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
RSS