Müzik Video PİYANO Piyanist Musiki Music
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Ben Bu Yolu Bilmez İdim YouTube Büyük Hoca İlahi İslam Enstrümantal Ahmet Özhan Karaoke Enstrumanta

Özel Video

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

URL

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Sorry, only registred users can create playlists.
URL



Açıklama

Piyanist Güneş Yakartepe " Ben Bu Yolu Bilmez İdim İlahisi " Eserini Senfoni Çok Ses Piyano Eşlik Notasını yazdı ve Senfoni formunda Dijital Stand-Duvar Piyano ile icra etti ve Vokalist: OYA YILDIZ ona vokal yaptı
Eserin İlk Dizesi: Ben bu yolu bilmez idim. Söz Yazarı: Yûnûs Emre. Makam: Hicaz. Form: İlâhi. Usul: Sofyan. Bestekar: Ahmet
Ben bu yolu bilmez idim,
Aşk gönlüme düştü gider.
Aşk elinden dertli yürek,
Kaynayarak taştı gider.

Hani bizden öğüt alan,
Kalmadı dünyaya gelen.
Gece gündüz tâat kılan,
O Sırat'ı geçti gider.

Hep onlar Sırat'ı geçti,
Varıp dost iline düştü.
Gönül maksûda erişti,
Hazrete ulaştı gider.

Nefsi doyunca yiyenler,
Kana kana uyuyanlar.
Dili gıybet söyleyenler,
Cehenneme düştü gider.

Cehenneme düşen kişi,
Zârılıktır onın işi.
Onulmaz bağrının başı,
Büryân olup pişti gider.

Aşk oduna yanmayanlar,
Öleceğin sanmayanlar,
Göz açıp uyanmayanlar,
Şöyle gaflet bastı gider.

Bu aşk bana bir düş idi,
Hak müesser kılmış idi.
Derviş Yunus bir kuş idi,
Halk içinden uçtu gider.
AKLIN ERERSE SOR BANA İÇİNDEKİLER
Güneş Yakartepe " Ben Bu Yolu Bilmez İdim YUnUs Emre İlahi" Eserini Senfoni Çok Sesli Eşlik Notalarını yazdı ve Dijital Piyano ile çaldı ve Söyledi, Vokalist Oya Yıldız Ona eşlik etti.Türküsü Şarkısı Kitap Hakkında Müellifin ÖnsözüGiriş
Edebiyat, siyaset, duygu, sanat, çoğunlukla mitolojiden beslenir.
İlkel uygarlıklarda “mit”in vazgeçilmez işlevi vardır.
Toplum geliştikçe, değerlendirmelerinde nesnel gerçekliğe, olguya, izlem, gözlem, kavram, sentez, hipotez, teori ve sınamaya eğilim gösterir. Aydınlanma ve doğruya açılım bu yolla, yani bilim yöntemini kullanmaya başlaması ile mümkün olur.
Bilim yöntemi ile din tarihi ve mitolojiyi de tartışmaya, incelenmeye tabii tutulur.
Ancak aydınlanmamış toplumlarda mitoloji, din ve inancı açıkça tartışmak güçtür.
Olguları irdelemeksizin ilerleme ve aydınlanma sağlanmayacağı için tartışmaksızın tabulardan kurtulmak mümkün görülmemektedir.
14.-17 yüz yılları arasında, Avrupa’da kilisenin aydınları, kitapları ile nasıl yaktığı, giyotinlerin insan kellelerini uçurmak için nasıl çalıştırıldığı bilinen bir tarihi durumdur.
Geçmişte, aydınlar dini aidiyetleri tartışmaktan hep kaçındı. Ancak siyaset sınıfı din – mitoloji üzerinden kitleleri istediği şekilde araçsal bir hale sokarak kullanır oldu. Müslümanlık üzerinden, “Alevilik” üzerinden, Kürt kesimlerinden birini diğerine ve Kürt ulusal mücadelesine karşı hep kullanma siyaseti oldu. Bugün de Rêya Heq denilen inanca, tarihte yapılan zulümleri ve korkuyu da yanılsatarak, tersinden milliyetçi-ırkçı-Türkçü ve tarihsel katillerinin kucağına sığınacak kadar soykırımcı-sömürgeci zihniyete sığınabilmekteler. Burada Kürt siyaset sınıfının zafiyeti ve yetersizliği bilim yönteminden uzaklaşması, aydınlanmacı davranmaktan kaçışı, eklektik davranarak algısal düşünmemesi sonucunda, çok rahatlıkla kaynaşacağı ve çatışmalı uç boyuttaki 1938’de icra edilen soykırımların uygulandığı tarihi yaşanmışlıkların da etkisiyle Rêya Heq inancındakileri kazanmak kolay iken, bugün uzaklaşan ve Kemalizm’in pençesine çekilerek “İslami siyasete” karşı kendi inançlarını savunmaya yeltenmeleri acı bir gerçektir.
Şimdi bir giriş olarak;
Osmanlı döneminde, Rêya Heq inancında olanları Safevi İmparatorluğu ile birlikte şiia değerlendirerek “Kızılbaş” diye adlandırdı. İttihat ve Terakki ile sonrasındaki dönemde de “Alevi”(ateşperest) olarak adlandırdı. Esas olarak kendilerini Rêya Heq olarak değerlendiren bu kesimlerin, İslamiyet ve İslamiyet’in bir kolu olan ve “Şiia” olarak kendilerini “asil Müslüman” diye değerlendiren Alicilerle hiçbir alakası yoktur.
Tarihte, Rêya Heq inancına çok önemli müdahalede bulunulmuştur.
Rêya Heq’liler tarihte Müslümanlar tarafından başlıca dört önemli kırılmaya uğramış ve teslim alınma süreçleri hızlandırılarak yaşatılmıştır.
1- İlk mudahale; Halife Ali ve Halife Ömerin başında bulunduğu Arap orduları tarafından yapılmıştır.
Arap ordularının başındaki Halife Ali, Haburdan Şehrizora kadar olan coğrafyayı işgal edip 40.000 Hürmüzü katledip, kadın-kız ve çocuklarını esir aldı. Zorla inancını onlara kabul ettirdi. Aynı şekilde Habur’dan Semsura kadar olan alanı işgal eden Arap ordularının başında ise Halife Ali’nin kızı Ummi Gülsüm ile evli olan Halife Ömer vardı. O da 100.000 Hürmüz’ü öldürüp kadın, kız ve çocukları teslim aldı. Baban cıvarında bir post üzerinde yazılı olan belge, daha sonra 8. Yüzyılda yaşamış ve kendisi de bir Hürmüz olan ilk Kürt şairlerinden Baba Tahir-i Uryan tarafından da işlendiği üzere şöyle denmektedir:
Hürmüzgah ruman
Agiran Kujan
Hoşan şareve gewre geregan
Zorkeri Areb kirdine Habur
Gihane pala pêşe Şarizor
Jin û kenikan ve dîl beşînan
Merdi aza dilên ji ruye hevinan
Rewişt maye bêdest
Bizika nakit Hurmuz ve hiç kes!( Sal: 669)
(Türkçesi
Kutsal yerler yıkıldı,
Kutsal ateşler söndü
Büyüklerin büyüğü kendini gizledi
Arap zulmü Şehrizora kadar her yeri harab etti
Kadınlar ve kızlar esir alındı
Erkekler kendi kanlarında boğduruldular
Zerdüşt inancı yalnız bırakıldı

Fazlasını Göster

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
RSS