Müzik Video PİYANO Piyanist Musiki Music
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Aşkın Aldı Benden Beni Bana Seni Gerek Seni Vokalist:OYA Solist:Yakartepe Piyano Resitali Konseri Re

Özel Video

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

URL

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Sorry, only registred users can create playlists.
URL



Açıklama

Güneş Yakartepe " Aşkın Aldı Benden Beni Bana Seni Gerek Seni" Yunus Emre ilahisi Eserini Senfoni Çok Ses Piyano Eşlik Notasını yazdı ve Senfoni formunda Dijital Piyano Stand-Duvar Piyano ile icra etti ve Vokalist: OYA YILDIZ ona vokal yaptı
Aşkın Aldı Benden Beni Bana Seni Gerek Seni
Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni
Aşkın aşıklar öldürür
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni
Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dün ü gün endişem
Bana seni gerek seni
Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyli gerek
Bana seni gerek seni
Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni
Yunus'durur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
İLAHİ NEDİR
İlahi İlahi, Allah'ı övmek, O'na dua etmek ve en büyük aşkın Allah aşkı olduğunu belirtmek amacıyla yazılmıs makamla okunan dini tasavvufi halk edebiyatı nazım şeklidir. Arapça kökenli bir kelimedir. Bir başka kullanımı da şaşma ve sitem bildiren ünlemdir.
İlahiler çok eski zamanlardan bu yana dinlerin ve inançların önemli bir parçasını oluşturmuştur. Her dinin ilahilere farklı bir bakışı vardır.
Netice olarak şunu söyleyebiliriz.Evliya vardır, haktır sabittir. Böyle insanlara, her devirde rastlamak mümkündür. İnkarı caiz değildir. Ama bu demek değildir ki, her önüne gelene evliya denilsin veya şeriat muhalif halleri normal karşılansın. Bu doğru değildir. Esasen Şeriata muhalif
hareketleri olan insanların böylesine yüksek bir dereceye çıkmaları asla düşünülemez. Tarikat her zaman şe¬riata uygundur. Şeriata uymayan her tarikat merdüttür, batıldır, yanlıştır ve sahtedir.

Bu yolda en güzel kaynak eserde ikinci bin'in yenileyicisi büyük mü¬ceddid İmam-ı Rabbani (KS) hazretlerinin Mektubatı Şerifesidir. Bu kitap Kuran-ı Kerime ve sünneti şerifeye uygun tasavvuf, tarikat ve ma¬neviyatı en güzel ve en sağlam olarak anlatan bir eserdir. Bu meseleler de en çok bu kitabda anlatılmaktadır. Onun için Mektubatı şerifte de öyle buyurulmuştur: "Şeriata muhalif olan her tarikat merdüttür..." yine bu hususta başka bir ölçüde şu¬dur: "Şeriattan santim ayrılan tarikatten kilometrelerce uzaklaşır."

Bir hadisi şerifte buyuruluyor ki: Muhakkak Hazreti Allah (CC) her yüz senede bir müceddid (Dini yenileyici) gönderir." (Ebu Davud ve Beyhaki) Bu hadisi şerif de veli in¬sanların her devirde mevcud olabileceğine işaret ediyor. Demek ki her devirde Allah'ın sevgili kulları yeryüzünde vardır.
Evliyanın bir alameti de keramettir. Keramet insanların yapamayacağı harikülade (adet dışı) bir iş yapma¬sı veya bir hadise göstermesidir. Ama büyük zatlar, veliler daima keramet göstermekten kaçınmışlardır. Gösterdikleri kerametleri de istiyerek değil de sadece ya bir hakikati ifade et¬mek için yahut başka bir şeye işaret içindir.
YUNUS EMRE VE TASAVVUF
Yunus EMRE, İslam tarihinin en büyük bilgelerinden olup yaşadığı ve yaşattığı inanç sistemi; Kuran’ın özüne ulaşarak, Tek olan gerçeğin (Allah) sırlarını keşfetme ilmi olan tasavvuf ve Vahdet-i Vücud tur.
Bu inanç sisteminde tek varlık Allah’dır. Allah bütün bilinen ve bilinmeyen alemleri kapsamıştır, tektir, önsüz sonsuzdur, yaratıcıdır. Eşi, benzeri ve zıddı yoktur.Bilinen ve bilinmeyen tüm evren ve alemler onun zatından sıfatlarına tecellisidir.Alemlerdeki tüm oluşlar ise onun isimlerinin tecellisidir. Her bir hareket,iş,oluş(fiil) onun güzel isimlerinden birinin belirişidir.
Hak cihana doludur, kimseler Hakkı bilmez
Baştan ayağa değin, Haktır ki seni tutmuş
Haktan ayrı ne vardır, Kalma guman içinde
Dolayısıyla evrende var saydığımız tüm varlıklar onun varlığının değişik suretlerde tecellileri olup kendi başlarına varlıkları yoktur. Bu çokluğu, ayrı ayrı varlıklar var zannetmenin sebebi ise beş duyudur. Beş duyunun tabiatında olan eksik, kısıtlı algılama kapasitesi, bizi yanıltır ve çoklukta yaşadığımızı var sandırır. Ayrı ayrıymış gibi algılanan bu nesnelerin, ve her şeyin kaynağı Allah’ın esmasının (isimlerinin) manalarıdır. Manaların yoğunlaşmasıyla bu “Efal Alemi” dediğimiz çokluk oluşmuştur. Bir adı da “Şehadet Alemi” olan, ayrı ayrı varlıkların var sanıldığı; gerçekte ise Allah isimlerinin manalarının müşahede edildiği alemdeki çokluk Tek’in yansıması,belirişidir. Bu izaha tasavvufta Vahdet-i vücud (Varlıkların birliği,tekliği) denir.
Cenab-ı hak varlığını zuhura çıkarmadan evvel gizli bir varlıktı.Bilinmeyen bu varlığa, Gayb-ı Mutlak (Mutlak Görünmezlik),La taayyün (Belirmemişlik),Itlak (Serbestlik),Yalnız vücud, Ümmül Kitap (Kitabın Anası),Mutlak Beyan ve Lahut (Uluhiyet) Alemi de denir.
Çarh-ı felek yoğidi canlarımız var iken
Biz ol vaktin dost idik, Azrâil ağyar iken.
Çalap aşkı candaydı, bu bilişlik andaydı,
Âdem, Havva kandaydı, biz onunla yâr iken.
Ne gök varıdı ne yer, ne zeber vardı ne zir

Fazlasını Göster

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
RSS