Müzik Video PİYANO Piyanist Musiki Music
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

3 GÜZ GÜLLERİ Gibiyim-Enstrumantal Piyano Solo Resitali:Güneş Yakartepe-İnanki Ağlamadım Makam-Kürdi

Özel Video

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

URL

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Sorry, only registred users can create playlists.
URL



Açıklama

Güneş Yakartepe “GÜZ GÜLLERİ ” Şarkısının Çok sesli (senfonik) Armoni Notasını Yazdı ve Piyano ile Çaldı.
Güz gülleri şarkısını gunes yakartepe piyano ile çaldı.
Sonra hocası ile bu şarkıyı seslendirmişitir.
Bu şarkıyı aynı zamanda hocası ile solo ve duble klarnet ile çalmıştır.
Nota ve video evimizde kandi kemara iie çekilmiştir.
gunes yakartepe is 11 years old. and He plays 11 musical istruments.

My name is mehmet yakartepe.
I and my wife are engineers. Also my daughter who is 22 years old is
an engineer too.

My son GUNES is 11 years old, and plays 11 instruments. “Gunes” means
“sun” in English.

Günes Yakartepe is 11 years old, and he is the only boy in the world who can play 11
musical instruments.
This characteristic is rare in the world. He has a giant repertoire of 230 songs.
Günes is an amateur musician who has the biggest number of videos
Muazzez Ersoy

Türk Müziği'nin "Nostalji Kraliçesi" ve "Devlet Sanatçısı" Muazzez Ersoy, 9 Ağustos 1958 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı Yıldız Levent olan hanımefendi sanatçı, çocukluk ve gençlik yıllarını Kasımpaşa'da geçirdi. Müzikle ilgilenmesinde en büyük etken, annesinin müziğe olan ilgi ve sevgisi oldu. Annesinin bu tutkusu sanatçıyı gençlik yıllarında etkisi altına aldı ve ortaokulu bitirdikten sonra öğrenimini müzik dersleri alarak sürdürmeye karar verdi. Bu yıllarda İrfan Özbakır ve Baki Duyarlar gibi değerli müzik hocalarından dersler aldı. Sanatçı, tezgahtarlık yaparak kazandığı birikimlerini müzik derslerine yatırdı. Bu arada 1974 yılında küçük yaşta evlendi ve iki yıl evli kaldı. Bu evlilikten Ender isminde bir oğlu oldu. Eşinden ayrıldıktan hemen sonra müzik dersleri almaya devam etti.

Muazzez Ersoy, ilk olarak 1982 yılında İstanbul Pembe Köşk Gazinosu'nda assolist olarak sahneye çıktı. Bu arada 1985 yılında TRT Ankara Radyosu'nun açmış olduğu sınava katıldı ancak kazanamadı. Bu başarısızlık sonraki çalışmaları için itici bir güç oldu. 1989 yılında TRT Ankara Radyosu şeflerinden değerli üstat Cahit Ünyaylar'la çalışmaya başladı. Ersoy, 1990 yılında TRT'ye gönderdiği, yorumu kendine ait olan altı eserle denetimden geçti ve ekranlardan da dinleyicilerine seslenmeye başladı.

Muazzez Ersoy, ilk olarak "Seven Olmaz ki" adlı albümüyle dinleyicileriyle buluştu. Ardından ikinci albümü "Herşeyim Sensin"le tüm müzikseverlerin gözdesi oldu. Daha sonra Raks Müzik Yapım ile anlaşarak "Sizi Seviyorum" adlı çalışmasıyla büyük başarı kazandı. Bu albümde Selçuk Tekay ve Özkan Turgay gibi değerli ustalarla çalıştı.

Neşe Müzik Yapım'dan çıkardığı ikinci albümü "Sensizlik Bu" ile satış rekorları kıran Ersoy, bu çalışmadan itibaren müzikal çalışmalarını değerli üstat Ali İhsan Kısaç'la yürütmeye başladı. Müziğimizin "taçsız kraliçesi" Muazzez Ersoy, "Nostalji 1" adlı albümüyle müzikseverlerin kalbinde yer etmiş nostaljik parçaları yeniden yorumlayarak bir ilke imza attı. Düzenlemelerini ünlü müzisyen Osman İşmen'in yaptığı albümde "Kalbimi Kıra Kıra”dan "Yemenim de Hâre Var"a, "Adını Anmayacağım"dan "Sevemedim Karagözlüm"e onaltı şaheser yer aldı. Türk Musikisi'ne adını kazımış Selahattin Pınar, Saadettin Kaynak gibi üstatların yanında Orhan Gencebay, Suat Suna gibi yıldız sanatçıların eserlerini seslendirdi. Albüm tüm ülke çapında müthiş başarı kazanarak satış rekorları kırdı. "Nostalji 1"in kazandığı başarıyı takiben dinleyicilerinin beğenisine sunulan "Nostalji 2" ve "Nostalji 3" de müzikseverlerin gönlünü fethederek önceki albümlerin başarısını tekrarladı. "Aşkin Kanunu", "Gözleri Aşka Gülen", "Oyun Bitti", "Zor Dostum Zor", "Kıskanırım" gibi eserler yeniden tüm
müzikseverlerin diline düştü.
Özet: Güz Gülleri’nde anlatılan, bu ülkenin en yalın en gerçek hikâyesidir. İyiyle kötünün, mazlumla zalimin akla karanın muharebesinde tüm kılıçların çekildiği bir mücadeleyi sakınmadan, cesur ve minnetsiz söyler. Çünkü artık; güzün solan güller, baharla goncaya duracaktır.Güz Gülleri’nin öyküsü, Türkiye’nin, süregelen darbelerle kararmış bir döneminde, Eylül 1980’de başlar. Sırtını darbeci sermayeye dayamış Kara Ailesi ile onurlarından ve alın terlerinden başka hiçbir şeyleri olmayan Aydın Ailesi’nin küçük bir kasabada kesişen hayatları, Aydın Ailesi’nin ve kasabada yaşayan mazlumların, bundan sonraki tüm yaşamını etkileyecek büyük bir trajediyle noktalanır. Aydın’ların ve mazlumların trajedisi, Kara’ların bayramı olur. Ancak, hikâyemizin kadın kahramanı Meryem Aydın, yaşadığı büyük yıkımlara rağmen evlatlarını, karanlık gölgelerin kirli hesaplarına kurban etmemek için canını dişine takacak, kan yutup kızılcık şerbetidir diyecek ve İstanbul’a taşınacaktır. Ne ki Kara Ailesi de 1980 darbesi ile iyice zenginleşip, güçlerine güç katmak için İstanbul’a geldiklerinde, bu iki aile yine karşı karşıya gelecektir. 1980’i, 28 Şubat’a taşıyan süreç, Aydın ve Kara ailelerinin arasında yaşanacak çekişmelerin, aşk çıkmazlarının, yaşam kavgalarının, iktidar hesaplaşmalarının, mazlum-zalim savaşlarının gölgesinde anlatılacaktır

Fazlasını Göster

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
RSS